tahtapod.com | Blog

SUUDİ ARABİSTAN'DA DOĞMAK

IMG_20191006_215200

DİKKAT:
Bazı sosyal, siyasi ve iktisadi yazıların zamana direnme gücü çok zayıftır..Bu bağlamda okuyacağınız makalenin neredeyse tamamı Suudi Arabistan'da yaşam sürmüş bir arkadaşımın anlattıkları üzerinden yola çıkılarak kendi yazı stilime uygun refleksle kaleme alınmıştır.. Evrensel, soyut değerlere temas etmeyen durumlar, yöresel, bölgesel ahvaller değişime açıktır.(Değişim en kısa sürede gerçekleşebilir. Örneğin yarın, ertesi gün..) Kanun değişir, yönetim değişir, dolayısıyla bir ülkenin sosyal yapısı değişir.. Bu makaleye bugünkü güncel atmosferle bakılmasının sağlıklı olacağını belirtip uzun yazılara sabredip zaman ayıran Tahtapod okurlarına teşekkür ediyorum!

Devamını Oku
  0 yorum

Coğrafya ve Kadının Kaderi

bahriye_ucok

"Coğrafya kaderdir" İbni Halduna ait bu söz günümüzde yaşadığımız sancıların kökenlerini anlamaya yardımcı olabilir. 

Anadoluya gidin. Her köşe başında coğrafya kadın ve erkeği el ele vererek çalışmaya iter. Hayvancılık ve tarım yapılabilen doğada işbölümü şarttır. Kadın inekleri sağarken erkek odun keser. Bir başka yerde kadın tarlada erkeğiyle omuz omuza üretimin merkezindedir. Üreten insan dışlanamaz, yok sayılamaz. Bu yüzden Anadoluda kadının emeği, nefesi ve tavrı hayatı şekillendirir.

Devamını Oku
  0 yorum

TOROSLAR'DA BİR ÇİÇEĞİ SEVMEK

Doğayı sonlandırmanın insanı sonlandırmak olduğunu bilmiyorum diyebilir miyiz? Yeşili yok etmenin eşiğine geldiğimiz bugünlerde kentlerin merkezinde ağaca, bitkiye rastlamak neredeyse imkânsız. Her türün bir yapay uzantısıyla yaşamlarımızı etkileyenlerin âsi, hodbin, sömürgen çıkarcılıkları yüzünden her gün biraz daha betona gömülüyor; betonların soğuk, itici, sert duruşundan payımızı alıyoruz.. _Beton, taş, duvar! _Gül, pamuk, ekmek! Haydi, bir bağ kur deseler kuramazsın! Yaşamak; insani durumların özünü barındırırken kendine kalbin, düşüncenin eritebileceği ölçekte yer edinebilir. Sevgiyi betonda, hassaslığı taşta, özgürlüğü duvarlarda hissedemezsin. Hepimiz beton kaplı, duvarlarla çevrili...
Devamını Oku
  0 yorum

Değişen dünyaya ayak uydurmak ''Aut disce aut discede''

images
Geleneksel toplum düzeninde hayata dair bilgilerin, tecrübelerin, erdem ve toplumsal rollerin gelecek nesillere aktarılması işi ailenin en yaşlı bireylerine aittir. Özellikle ilkel topluluklarda ailenin ya da kabilenin henüz genç olan üyeleri dışarıda avcılık ve toplayıcılıkla ilgilenirken, yaşlılar çocuklara ve henüz erginlenmemiş gençlere göz kulak olmak ve onların eğitimi ile ilgilenmekle mükelleftir. Yaşlı ve bilge olanın işi gece çöküp gündelik koşuşturma sona erdiğinde de henüz bitmemiştir, ateşin başında anlatılan hikâyeler yukarıda saydığım aktarımları tazeleyerek perçinler. Bu sayede tecrübe, bilgi ve gelenek sonsuza dek, Dünya durdukça kendini yineleyecektir. Gelişim ve değişimin ç...
Devamını Oku
  0 yorum

SAAT 13.59

Zenginlerin çocukları başka oynar bu sokaklarda! Katrilyonlarca servete aşina siyasilerin villaları cilalıdır buralarda! Başını eğsen, görmeyeceğim desen de yemin etsen de gözüne sokulur, yeminini bozar kardeşim. Milletin a.'sına koyacağını söyleyen müteahhidin çuvallara sığmayan paraları yoksulun dilini epey yorar. Çalınan çimento, kum, demirin dili olsa da konuşsa! Çürük kolonlar karton gibi yırtılır, deyiverse. Ayakta dururken değil, yırtılırken hafiftirler; ama fakirin üzerine çökünce domuz leşine döner, eşek ölüsünün bile üstüne çıkarlar kardeşim! Belediyesi çalıyor, bürokratı yutuyor, ekonomisti yalan söylüyor; yazarı çizeri kurnaz cümlelerin varsıl büyüsüyle milleti avlıyor. Her şeyin...
Devamını Oku
  0 yorum

ALKOL VE SİGARA YASAKLARI

​Sağlık  açısından baktığımızda alkol de sigara da sağlığa zararlı. Dini açıdan bakıldığında ise alkol haram, sigara mekruh (bazı görüşlere göre haram). Ancak bununla birlikte bu iki madde de öncelikli olarak kişinin kendisine zarar vermekte ve her ikisinin de dolaylı olarak başkalarına zarar verme ihtimali bulunmakta. Yani alkol kullanan biri sarhoş olup başkasına saldırmıyorsa, alkol sebebiyle geçindirmekle yükümlü olduğu ailesine maddi zarar vermiyorsa; sigara kullanan biri de dumanı ile başkasına rahatsızlık ve zarar vermiyorsa bunu kullanmakta özgür olmalıdır. Tabii bu özgür olma hakkı, alkol ve sigaranın üretildiği, satışının yasak olmadığı ve devletin vergi aldığı bir ülke için g...
Devamını Oku
  0 yorum

ZAKKUMUN KÖKÜNÜ YİYİN

Türk'ün kurduğu Türk Devleti'nde bir yerlerde suyun başını tutmuş isem… Umurumda olmaz, "çok da tın" der isem… Bırak "millî vicdan"ı, her beşerde olması icap eden herhangi vicdanın bile kıyısından köşesinden geçmemiş isem… Milletin parasıyla, devletin imkânıyla en lüks araca ben de binerim. Nasılsa "Ebu Zer Gifari" gibi karşıma dikilecek sözü keskin kılıç gibi bir arslan da yok. "Adam çalıyor, ama çalışıyor" diyenlerin sayısı, "çalma, çırpma" işlerine kat'i suretle karşı olanların sayısından fazla nasılsa… Maddî durumu el vermeyen Emine bacının kendini neden astığından habersiz olman gayet doğal değil mi? Çok da umrunda değil mi? O halde lüks ve şatafata devam. Zemherinin ortasında iki yavru...
Devamını Oku
  0 yorum

Melodi

melodi
​ Yeryüzünde milyarca kelime ve binlerce dil var. Söylesenize hangi biri sizi anlatabiliyor? Pekala bir de şöyle soralım: Siz, en bi bunaldığınız zamanlarda, aldığınızda elinize kaleminizi ve bi ümmet yazıyı döktüğünüzde o kağıda... Kim anlayabiliyor ki sizi? Bir dalganın bir dalgayı ayırdığı renk gibidir bazen Adem vasıflı milyonlar. Arada büyük uçurumlar. Gökkuşağının görünen 7 renginin muhteşemliği gibi, ne yazık ki durmuyor 7 kıta bu dünyada. Kalın çizgiler ve acı sergüzeştler.. Ancak siz yine de bir ihtimale aşık olun ve yazın kağıdınıza, kaleminizle sersem cümleler... Ve bir suyun akışına, şeffaflığına bırakın sinenizin saf kifayetlerini. Zira su, alıp götürür ve her dem melodisinde di...
Devamını Oku
  0 yorum

Millet Meclisinin Kapısında

mecliskapisinda
​ Bu kapının hikayesi oldukça fazladır. Yüzlerce heyacana, kahramanlığa, sevince ve mucizevi hayallere açılır. Bu kapı inançların, mefkürelerin ve ideallerin aralandığı bir yerdedir. Gün batımını andırır bazı bazı. Camilerden yükselen ezanları dinletir size. İçeriye attığınız her adım aslında yıllara atılmıştır burada. Girdiğiniz her oda mazinizi anımsatır ve atalarınızın kaderini belirleyen imzaların resmedildiği yerlerde adımlarınız kalır. Bir oda bir başka odaya sürükler sizi ve gördükleriniz o okul kitaplarına sığdırılan iki satırlık cümlelerin ötesinde bir yaşantıdır. Daktilolarda kalmış izler. Fincanlarda kalmış hikayeler. Ve duvarlarda asılı kalmış fırça izleri. Başına al ba...
Devamını Oku
  0 yorum

HANGİ YAŞ?

HangiYas

İnsan 25 yaşına adım adım giderken sevdiği herkesten soğur mu? Evlendiğine yahut doğduğuna ne bileyim misal yaşadığına, nefes aldığına sayar söver mi? Hangi yaş bizi gerçeklerle yüzleştirir tam manasıyla. İnsanların samimiyetsizliğine ve ya benliğimizin gittikçe samimiyetsizleştiğini hangi yaşa gelince farkederiz? Benim için bu 23 mesela yada 22 olabilir heralde. 

Devamını Oku
  0 yorum