tahtapod.com | Blog

KAYBETTIK

​ EVET KAYBETTİK DEYİN UTANMAYIN "Hiç bir eylem yapmadan, en küçük bir gayret göstermeden, bir adım ötesi için fedakarlık yapmadan kurtuluşu ve umudu bekleyenlerin hazin hikayesi hep bir başkasının hareketine bağlı olarak sürüp gitmiştir." Bugün Harun Maral başkanım ile başlayayım. Kaybettik… Üzgünüm ülküdaşım yılların kavgasını kaybettik. Romantizm ile bakmadan konuşursak kaybettik. Bu bir ümitsizlik yeis değil. Bu bir tesbit. Ümidimizi kaybetmeyelim iyi güzel de ne ümit kaldı ne mecalimiz. Kaybettik. Birliğimizi kaybettik. Dirliğimizi kaybettik. Aslında aleme nizam vermek için çıkılan yolda kendimize nizam veremediğimiz için baştan KAYBETTİK. Binlerce mağdurumuza sahip çıkmadığımız için KA...
Devamını Oku
  0 yorum

DÜŞÜNCELER

​ DÜŞÜNCELER Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır. Toplum olarak en büyük derdimiz. Düşünceyi yasaklayamazsınız değil mi? Kolayı var: Düşüneni yasakla olsun bitsin. Düşünen insan tehlikelidir mevcut sistem için. Düşünen insan yorum yapar eleştirir. Öyleyse yok edilmeli... Leonardo Vinci insanları üçe ayırır, "görenler, gösterilince görenler, hiç göremeyenler." En tehlikeli grup hangisi? Görenler mi hiç göremeyenler mi? Gösterilince görenler eh işte. Onlar hiç olmazsa sonunda görüyor. Ya hiç göremeyenler. Görmek istemeyenler. Bunlara ne yapacağız? Görenler düzen için tehlikeli. Görenler bu tehlike yüzünden susturulmalı. Sen ne yaparsan yap hiç görmeyenler ise ...
Devamını Oku
  0 yorum

ÜLKÜCÜLER NEYİ SEVİYOR SEVMİYOR?

​ ÜLKÜCÜLER NEYİ SEVİYOR SEVMİYOR? Ne kadar seviyoruz kendimize bir genel başkan seçmeyi Ne kadar seviyoruz seçtiğimiz genel başkanın bizim yerimize düşünmesini Ne kadar seviyoruz seçtiğimiz genel başkanın mutlaka bir bildiği vardır demeyi Ne kadar seviyoruz yerimize birinin karar vermesini Ne kadar seviyoruz elin hıyarı ile cacık yapmayı Ne kadar seviyoruz biat etmeyi Ne kadar seviyoruz hayatımızı particiliğe endekslemeyi Ne kadar seviyoruz kendi kendimize dava anlatmayı Ne kadar seviyoruz harfleri sembolleri Ne kadar seviyoruz dün dost dediğimiz insanlara hain demeyi Ne kadar seviyoruz bir birimize hakaret etmeyi Ne kadar seviyoruz milletten uzak milliyetçilik yapmayı Ne kadar seviyoruz ha...
Devamını Oku
  0 yorum

BİZANS PAPAZLARI İLE SİDİK YARIŞTIRMAYIN

​ BİZANS PAPAZLARI İLE SİDİK YARIŞTIRMAYIN Rivayet odur ki Bizans'ın başkenti Konstantinapolis II. Mehmet tarafından ele geçirilirken hatta Sultan, kale kapılarından içeri beyaz atıyla arz-ı endam ederken, din adamları kilisede meleklerin cinsiyeti üzerine hararetli bir tartışmaya girmiş. Bizim mahallede de Bizans papazlarına rahmet okutacak şekilde yaşıyor. Sizin anlayacağınız Bizans papazları ile sidik yarıştırıyor adeta bizim mahalle sakinleri. Biz vatan diyoruz kutlu dava diyoruz siz melekler dişi mi erkek mi diye soruyorsunuz? Asıl meseleyi, ana konuyu, can alıcı noktayı es geçip teferruatla uğraşmayı daha güzel nasıl beceriyoruz bravo bize? Bugün yaşadığımız süreç "Sürü kayıp sen alaca...
Devamını Oku
  0 yorum

​ÜLKÜCÜ ÜLKÜCÜYE PUSU KURMAZ 

​ÜLKÜCÜ ÜLKÜCÜYE PUSU KURMAZ  Haber doğruysa Istanbul seçimleri sonrası Yusufiye Vakfı Genel Başkanı RECEP KÜÇÜKİZSİZ ve 4 arkadaşına fiili saldırı olmuş. Hem de Ülkücüler adına. Bu nasıl bir ülkücülük anlayışıdır böyle? Böyle ülkücü olunmaz. Bakın yolunu kestiğimiz pusu kurduğunuz insanlar kimler? Yıllarca davanın çilesi çekenler. Sokaklarda kurşunlan zindanlarda işkence görenler. Darağacının gölgesinde gençliğini  harcayanlar. Aşk deyince aklına sadece ÜLKÜCÜLÜK gelenler. Bütün bu çilelerden geç evlâdın yaşındaki çocuklar gelsin sana pusu kursun seni tehdit etsin. Yok böyle bir dava adamlığı. Neymiş Yusufiyeli Vakfının suçu?  İmamoğlu'nu desteklemek. İmamoğlu'nu desteklemek ...
Devamını Oku
  0 yorum

KOMÜNİST BAŞKAN MEŞREBİ İLE ÇELİŞMİYOR

​ Komünist Başkan düşünce ve eylemleri ile kendi dünyası ile çelişmiyor ki. Özelikle yolsuzluk, hırsızlık ve arsızlığın hakim olduğu düzenin kanıksandığı bir dönemde; daha önce Ovacık Belediye Başkanı olan Komünist başkanın hep birlikte katılımcı, kolektif üretimi teşvik eden, önce kendi nefsinde yaşayıp sonra pratiğe döken uygulamalarına bir de şeffaflığı ekleyerek seçmenini hatta tüm halkı sonuçlardan haberdar etmesi; toplum nezdinde sempati kazanmasına vesile oldu. Benim gibi düşünen Türk milliyetçileri ve sol ideolojik görüşlere sahip bir kesim insanlar; ideolojik bagajımızı kendimizce müsait bir yere bırakarak ön koşulsuz bir şekilde "Milli çizgide bütünleşen herkes"in bir araya gelerek...
Devamını Oku
  0 yorum

DEMOKRASI SEVDAMIZ

Bir uzun yol hikayesi bizimki. Tarlalarda başlayan bir demokrasi hikayesi. Hikaye olarak kalsa yine de sıkıntı yapmayacağım. En azından hikayenin yaşanmış veya yaşanabilir olma ihtimalini bile sevmeye başladım. Bu bir masalmış. Kaf dağının ardında demokrasi adında güzeller güzeli bir peri yaşarmış. Bizler o periye aşık olmuşuz. "Mehlika Sultana Aşık Yedi Genç" gibi. "Bir hayâlet gibi dünya güzeli Girdiğinden beri rü'yâlarına; Hepsi meshûr, o muammâ güzeli Gittiler görmeye Kaf dağlarına." Menzile hemencek varacağını sanan yolcuların, bir türlü ulaşamamaktan doğan dramları anlatılır. Her günün gecesi olurken ''belki son akşamdır bu" diye avunur giderler. Tıpkı bizim gibi. Avunup duruyoruz işte...
Devamını Oku
  0 yorum

Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ - 2

turkescover

Derdi Türkiye'ydi, derdi Türkiye
Gönülden muhabbet verdi her köye
Sözünü geçirdi, paşa'ya, bey'e
Bir yiğit, kahraman, bir yaman Türkeş
Yeniden doğ, Başbuğ Alparslan Türkeş.
 

Devamını Oku
  0 yorum

İLGİNÇ DEĞİL AMA DÜŞÜNME-Lİ

Lahey Mahkemesi'nin Atatürk'e hediyesi: Bozkurt

 "Bir Demet Tiyatro"daki Zabıta İrfan gibiler. Kimi zaman da Saldıray Abi. Üstelik ne İrfan gibi sevimli yalancılar ne de Saldıray Abi gibi açık sözlü... Yalan söyleme bilincinin doruklarında yaşıyorlar. Millet? Millet, tıpkı İrfan'ın yalan dolan peşinde olduğunu bilen mahalle sakinleri gibi iktidar gücüne boyun eğme zorunda hissediyor kendisini. Tıpkı Saldıray Abinin tatminini maksimize etme peşinde olduğunu bilen mahalle gibi bireysel kariyer yapacak kapasitede hissediyor kendisini. Oysa özgürlük tam da bu eşiğe eyvallah etmeden, o eşiği geçme iradesinde. Türk tarihi tam da hep bu kırılma noktalarında yeniden şekillenmiştir…

Ne kadar "tutunamayan" olsa da Mükremin, ne kadar "cahil" olsa da Tirbuşon delikanlılığı uçtu gitti toplumun hayatından. Artık herkes "pipo" entelliğinin zirvesinde, Suriyelilerin nargile hergeleliği sarmış olsa da her tarafımızı…

Devamını Oku
  0 yorum

OZAN ARİF

​ Uzun uzun yıllar.. Nasıl sürüklendi..? Nasıl geçip gitti? ..Anlayamadık. İnsan bir film gibi kayıverdi sona doğru. Dağda kardelenler baş verdi, miadını doldurdu. Karadeniz'de, Akdeniz'de tam kıyıdan başlayan mevsimsel şerit ki yüce tepelerin ucuna taşındı; orman gülleri yeşerdi, soldu. Ama bir şey vardı onursal düzeyiyle kimliğe, sınırsız hürriyete dokunan, çıktığı eşsiz minvalde soyut duruşuyla inancıyla ve itibarıyla solmayan, tükenmeyen bir şey.. Ucuz değildi, kırılgan değildi; yaşamsaldı, ebediydi tıpkı bir ruh gibi. Dağlara intikal edişi, ulu farklılıkta kokusu, hatırası, iklim iklim sevgisini yenileyen sadakat; onu bitirmeye, onu akıllardan kazımaya imkansız bir raddede tanımlıyordu....
Devamını Oku
  0 yorum