tahtapod.com | Blog

16 YIL

tcekonomi16yil2

​Devletin kurucu kadrosu 1923'de cumhuriyeti ilan ettikten 16 yıl sonra yani ikinci dünya savaşına kadarki dönemde AKP'nin iktidarda kaldığı kadar bir süre ülkeyi yönettiler.

Kurucu kadrolar bu 16 yılda ülkemizden cüzzam, trahoma, verem, sıtma gibi onlarca hastalığın kökünü kazıdılar. Osmanlı döneminde bu hastalıklar yüzünden sonbahar yaprakları gibi dökülen insanımızın ortalama ömrü hızla yükseldi. 

Eğitimde adeta bir patlamaya imza attılar. Cumhuriyetin kuruluşunda erkeklerde % 7 olan okur yazar oranı kadınlarda sadece binde üçtü.

Devamını Oku
  0 yorum

LÂFIN HARMANI OLMAZ...

"Hepinize iyi günler. Hoş geldiniz hepiniz... Kusura bakmayın ben ilk defa böyle bir toplantıya katılıyorum ve ömrümde de ilk defa otele geldim... O yüzden yanlış yaparsam anormal laflar konuşursam kusura bakmayın. Şimdi burada yapılan toplantıdaki konuşmalara baktığımda, kusura bakmayın ben hiç bir şey anlayamadım... *** Ben şimdiye kadar böyle bir şey görmedim. Biz buraya bu toplantı benim beklediğim bir toplantı değil. Bu toplantı bir sene iki sene önce yapılmalıydı. Artık hani ebemiz-dedemiz der ya 'şu dağ yandı, şu dağ yandı, şu dağ yandı sıra size gelecek; siz bugüne mi kaldınız? ' Atı alan Üsküdar'ı geçti gidiyor. Bu da Cumhurbaşkanımızın en son seçimden sonra söylediği laf, kim nerey...
Devamını Oku
  0 yorum

ŞEREFSİZ ŞEKER

​ Kardeşlerim, şeker fabrikalarının kapatılıp şeker pancarı üretiminin durmasıyla çiftçiliği tamamen bitirdik hamd olsun... *** Bazıları çıkmış, şeker pancarının çok ticari ve stratejik bir tarımsal sanayi ürünü olduğunu iddia edip, "Fabrikaları kapatmayın çalıştırın" diyor... Dünyanın bizi kıskandığı zamanda şunların dediklerine bak... Şeker fabrikaları zarar ediyor yauv! Zarar eden fabrikayı niye çalıştıralım? Sarayın ihtiyaçları için ayırmamız gereken ödeneği, şeker fabrikalarına mı kaptıralım yani? Bunlara kalsa, sarayın ampullerini de lüzumsuzsa söndüreceğiz... *** Hem şeker fabrikaları kapanınca, o fabrikalarda üç kuruş maaşa talim etmek zorunda kalan benim işçi kardeşim de r...
Devamını Oku
  0 yorum

XI-XIV. Yüzyıllarda Anadolu’da Yetişen Meyveler

Damak zevki kadar sağlık açısından da vazgeçilmez besinler arasında yer alan meyve, geçmişten günümüze insanının beslenme alışkanlığında çok önemli bir yer tutan doğal ürünlerin başında yer almaktadır. Kaynaklarda genelde her tür meyvenin yetiştiği bir bölge olarak tarif edilen Anadolu'da bu işin satışı ile ilgilenen kişiye " Meyve satıcısı/ Mîve furûş " denildiği gibi aşılama yöntemi ile daha lezzetli tatlar elde etmeyi ise bahçıvanlar üstlenmiştir.  Anadolu hakkında (XI-XIVyy) bilgi veren siyasî, coğrafî eserlerin yanı sıra menakıbnâmeler, münşeat mecmuaları ve seyahatnamelerde acaba hangi meyvelerin adı geçiyordu. Bu meyveler nasıl tüketiliyor ve içlerinde ihraç veya ithal edilenler ...
Devamını Oku
  0 yorum

HEDEF SADECE ZEYTİNLİK Mİ?

Akdenize doğru inince narenciye tarlaları var orayı da unutmayın aman. Muz bahçeleri var sahil boyunca. Çok güzel turistik tesisler olur denize nazır. Arap turistlerle dolar taşar. Ne güzel gelir kaynağı. "Türkiye buğday, mercimek ithal ediyor. Saman ithal ediyoruz. Bir hesaba göre Türkiye'nin zeytinyağı üretimi Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in ve "savaş halinde olan" Suriye'nin daha gerisinde.Bu çok vahim bir tablo. Bu gerçek ile yüzleşme gerek." Nereden nereye dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz durum bu. Samanı ithal eden kafa zeytinlikleri gözüne kestiriyor. Bunun adını da zeytin mi tesis mi diye koyuyor. Ah "sevgili" yazamayan senin anlamanı beklemiyorum am...
Devamını Oku

Telif Hakkı

© Doğan Ay @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.

  0 yorum