tahtapod.com | Blog

Coğrafya ve Kadının Kaderi

bahriye_ucok

"Coğrafya kaderdir" İbni Halduna ait bu söz günümüzde yaşadığımız sancıların kökenlerini anlamaya yardımcı olabilir. 

Anadoluya gidin. Her köşe başında coğrafya kadın ve erkeği el ele vererek çalışmaya iter. Hayvancılık ve tarım yapılabilen doğada işbölümü şarttır. Kadın inekleri sağarken erkek odun keser. Bir başka yerde kadın tarlada erkeğiyle omuz omuza üretimin merkezindedir. Üreten insan dışlanamaz, yok sayılamaz. Bu yüzden Anadoluda kadının emeği, nefesi ve tavrı hayatı şekillendirir.

Devamını Oku
  0 yorum

BAHARI BULANA KADAR

kayipnesil

Kanımca 1 Mayıs işçiyi, onun emek ve alınterini sömürü düzenine karşı korumak isteyenler ve onlara "gomünist, anarşik" diyenlerin ironik handikapıdır. Neticede o topraklar,

'işçi köylü hep hazırız, bozuk düzene karşı, 
halk savaşı vereceğiz emperyalizme karşı'

diyen Deniz'i, anarşik diye ispiyonlayan topraklardır... Kavram kargaşası içinde, boğulup giden, toplum mühendisliği kobayı bu ziyan halk, "din elden gidiyorcuların" galeyanına gelip, aman gavur olmayalım diyerek amerikan kapitalizminin ve yayılmacılığının dayatması 'sağ'a dinamo olmayı tercih etmiştir. Sahi sağ, ülkemizde amerikan emperyalizmine emniyet subabı olmaktan gayrı ne yapmıştır? 

Ben pek bişey bulamadım okuduğum kitaplarda... 6.filo secdecilerine sormak lazım bir de.

Devamını Oku
  0 yorum

ATATÜRK' ÜN İZİNDEYİZ

1556489501640

Duysun bizi cümle âlem
Atatürk'ün izindeyiz!
Konuşan dil yazan kalem
Atatürk'ün izindeyiz!

Devamını Oku
  0 yorum

ATA ÖLMEZ

​Hele şunlara hele,
Ata'm öldü sandılar.
Fitneciler peşine
Takılıp da kandılar

Devamını Oku
  0 yorum

16 YIL

tcekonomi16yil2

​Devletin kurucu kadrosu 1923'de cumhuriyeti ilan ettikten 16 yıl sonra yani ikinci dünya savaşına kadarki dönemde AKP'nin iktidarda kaldığı kadar bir süre ülkeyi yönettiler.

Kurucu kadrolar bu 16 yılda ülkemizden cüzzam, trahoma, verem, sıtma gibi onlarca hastalığın kökünü kazıdılar. Osmanlı döneminde bu hastalıklar yüzünden sonbahar yaprakları gibi dökülen insanımızın ortalama ömrü hızla yükseldi. 

Eğitimde adeta bir patlamaya imza attılar. Cumhuriyetin kuruluşunda erkeklerde % 7 olan okur yazar oranı kadınlarda sadece binde üçtü.

Devamını Oku
  0 yorum

NEO-İTTİHATÇILIK ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLIĞININ PERDESİ HALİNE GETİRİLEBİLİR Mİ?

Son günlerde yakın dönem tarihimizin kıymetli bir parçası olan İttihat Terakki (hem parti hem de cemiyet olarak kullandım) devrine yönelik ciddi araştırmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Yayım dünyamızın ciddi isimleri, muteber yayınevlerinden kıymetli eserler çıkardılar. Bu yayınları, müelliflerini ve ortaya koydukları tezleri takip ediyoruz. Kavram olarak neo-İttihatçılık'ı pek olumlu bulmuyorum. Çünkü başta İttihat Terakki'ye yönelik araştırmalar yapanları, kendilerini İttihatçı olarak tanımlayan çoğu kimseyi, samimi buluyorum. Hatta çoğunu tanıdığımız bu kimseleri günümüzün İttihatçıları saydığımdan ve onları İttihat Terakki'nin bir parçası gördüğümden bir neo-İttihatçılık değil de...
Devamını Oku
  0 yorum

Selanik'ten Dolmabahçe'ye Bir Ömrün Hikâyesi

Dünyaya gözlerini ne bir sarayda ne de bir padişahın çocuğu olarak açtı. Selanik'te küçük bir evde doğdu. Babası sıradan bir gümrük memuruydu. Annesi ise muhafazakâr bir Rumelili Türk kadınıydı. Osmanlı'nın son döneminde dünyaya gelen bir halk çocuğuydu. Çocuk yaşta babasını kaybederek hayatın gerçekleriyle çocukken tanışmak zorunda kaldı. Yıkılmak üzere olan bir imparatorluğun askeri okullarında okudu. Memleket meseleleri hakkında düşünmeye okul sıralarında başladı. Ders dışında kalan zamanlarda arkadaşlarıyla buluşup vatan meseleleri hakkında konuşuyorlar, birbirlerine hayallerini anlatıyorlardı. Büyük hayalleri vardı… Hem de çok büyük hayaller… Bir gün uçuruma sürüklenen devleti kendisini...
Devamını Oku
  0 yorum

DESEM DE YETMEZ

Şahittir bu toprak senin namına
Adına Mustafa desem de yetmez.
Tanımam üstüne başka numune
Farkına Mustafa desem de yetmez.

Devamını Oku
  0 yorum

SEN YOKSUN....

​ Yarın 10 Kasım, yokluğunla yüzleşeceğimiz gün. Sen yoksun! Atam ben her 9 Kasım'ın ilk dakikalarında hayallere dalmaya başlıyorum. Sanki bu hayalleri kurunca 10 Kasım gelmeyecek ve biz yokluğunla yüzleşmeyeceğiz. Sen gittikten sonrada açtığın yoldan aynı hızla serüvenimize devam ettiğimizi hayal ediyorum. Bir memleketin 50 yılda yapamayacağı kalkınmayı on yılda hediye etmiştin ya yurdumuza, o hızdan bahsediyorum, o hızı kesmeden yolumuza devam ettiğimizi hayal ediyorum. Köy Enstitüleri aydınlığa boğmuş Anadolu'yu. Köyler şehre göçmüyor, her köy sanki bir şehir. Senin projendi "CUMHURİYET KÖYLERİ" Her köyde büyük bir kütüphane olmalı demiştin. Zaman değişmiş biz ona tiyatro salonunu ve sine...
Devamını Oku
  0 yorum

MEVCUDİYET VE İSTİKBALİMİN YEGANE TEMELİ

​ Hatırımdan hiç çıkmaz: on yıl kadar evvel köyümüzde start veren anaokulunda hanım hanımcık bir öğretmen vardı. Öğretmen hanım her haliyle Cumhuriyetçi yanını belli ediyordu. Davet ediliyordu, evlerimize geliyordu, yani mahallemize. Bizim mahallenin çocuklarının dilinde bir şiir vardı, aynen şöyle başlıyordu: "Bin sekiz yüz seksen birde bir bebek doğdu Annesi adını Mustafa koydu.." Bizim mahallenin çocuklarının dilinde efsunlu hecelenişiyle bir bebeğin doğumu kutlanırcasına adeta marşa dönmüştü. Pek sevinmiştim. Öğretmen hanım evimize geldiğinde kendisini hoşbeş etmiş, Atatürk adına çocuklarımıza kazandırdığı şiirsel incelik ve bilinç için kendisine teşekkür edip dışarı çıkmıştım.. Öğr...
Devamını Oku
  0 yorum