tahtapod.com | Blog

Bozkırın Savaşçısı'na...

​ Dün (28.09.2019) i'tibâriyle yayınlanan ilk romanım olan Bozkırın Savaşçısı'nın üçüncü baskısı, Karakum Yayınları tarafından yayınlandı. Şimdi bakıyorum da, Kasım 2009'da yazmaya başlamışım. Yâni on yıl evvel... Bir buçuk yılda da bitirmişim. Bozkırın Savaşçısı, Türklerin kendi aralarında dökülen kanı anlatan bir eser. Ama bunun birlikte, oradan oraya savrulan, hayâtına bir amaç katmak isteyenlerin ve bunu yapmaya çalışırken de, mücâdele edenlerin hikâyesi. Eser, ilk olarak 2015 yılında Güneş Yayınları (adı sonradan Aygan olarak değişti) tarafından yayınlandı. Yâni romanı yazdıktan sonra 3,5 yıl beklemek zorunda kaldım. İlk kez yayınlanana kadar birçok yayınevi, yayınlamak için teklif gönd...
Devamını Oku
  0 yorum

TOLSTOY ve BIZ

​ TOLSTOY ve BIZ Kim bilir içinden bazıları işimize yarar? Bazı gerçekler de canımızı acıtabilir belki! Her maddesi için ayrı ayrı bir deneme yazılabilecek bu muhteşem sözleri sizlerle paylaşmam gerek diye düşündüm. Bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy'un Hayatı Sorgulatacak Ders Niteliğinde 17 Sözü: 1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. 2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın. 3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin. 4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen a...
Devamını Oku
  0 yorum

NE ve NEY

ney-_20190818-111148_1
​ Bu iki sözcüğün kullanımına fena halde takmış durumdayım. Baktığımızda anlam olarak birbiriyle hiç alakası yok. Birisi soru sözcüğü, diğeri ise kamıştan yapılan üflemeli bir çalgı… Fonetik uyumu olsa da semantik olarak yolları hiçbir yerde kesişmez. Ama aynı cümlede kullanabiliriz tabi ki… "Ney nedir?" "Ney sesi ne kadar da güzeldir." "Neyin, tasavvuf musikisinde ne kadar özel bir yeri vardır." Gibi… Buraya kadar sorun yok. Sorun, "ne" kelimesinin yerine "ney" kullanılmaya başlandığında başladı ve ben orada taktım bu şekilde kullananlara… "Ne olmuş?" yerine, "NeY olmuş?" "Ne almış?" yerine "Ney almış?" gibi… Kısacası birileri belki komiklik olsun diye, belki gırgırına NE soru kelimesinin s...
Devamını Oku
  0 yorum

MEKANIN SAHİBİ OLMAK

Ads_20190725-114939_1
Son günlerde sosyal medyada gündem müzik. Hip hop kültürünün müziği rap tartışılıyor. Norm Ender, "Mekanın Sahibi" adıyla isim vermeden yeni rapçileri topa tuttu. Hip hop kültürü için sıradandır hatta aşık atışmalarına benzer bir şekilde freestyle karşılaşmaları bile düzenlenir. Sosyal medyada bu konuyla ilgili etkileşimler çoğu konuyu sollamış durumda çünkü bu konu diğer konulara nazaran pek hassas değil, riski yok örneğin bir siyasi partiyi desteklediği için işten çıkarılan vatandaş varken, bir rapçiyi desteklediği için işten çıkarılan birine şahit olmadım. Bu tartışmalar bazı köşe yazılarına da sıçramış durumda. Kurulduğu günden bu yana anlamsız "duyar kasmalarıyla" meşhur Gazete Duvar'da...
Devamını Oku
  0 yorum

Gönül Ehli Olmak

Suyun şehâdet getirdiği vatan toprağı sancağa selâm ettiğinde, şehitler sûret değiştirerek yeryüzüne iner. Hâk ehli, ilmini mefkureye varan yola taş ettiğinde, soğuk ırmaklar kaynar, cihân sarsılır. Ehil kişi, bu eşsizliğin mânâsını Hâk'ta arar. Tefekkürüyle cihana "nizâm" verse de nefsini öldürdüğünden marifeti şahsında değil tefekkür rahmetini bahşedende görür. Marifet ehli, şüphesiz ki tefekkür rahmeti bahşedilmiş olandır. "İlk makâmı edep olan marifet ehli" kimseler, gönlün sûrete bürünmüş hâlidir. İmânla yekpâre olmuş ve kut'lu sevdaları yeşertmiş gönlün sûreti...  Gönül, cemiyet ruhunun anasıdır. Cemiyet ruhu ki, milletlerin en fevkaledesinde hayat bulmuş, insan olma cehdini beşer...
Devamını Oku
Etiketler:
  0 yorum

YAZ DOSTUM: YAZMANIN FAYDALARI

​ Gönül isterdi ki bu yazıyı deneyimli, donanımlı bir usta yazar olarak yazayım fakat bu yazıyı tökezleye tökezleye öğrenen henüz yolun başında bir öğrenci olarak yazıyorum. Lafı fazla uzatmadan biz gençler niye yaz(a)mıyoruz, yazarsak faydalarının ne olacağını inceleyelim. Bu devirdeki milliyetçi gençlerin fikir iklimini yansıtacak. Türk milliyetçiliğine merak saldığım ilk zamanlarda aklımda şu vardı: Bizden öncekiler ne düşünüyordu? Merakımı babamın üniversite yıllarından kalma kitaplarını karıştırarak, internette eski dergilerin (Orkun, Ötüken, Devlet vb.) taranmış formatlarına ulaşarak yatıştırmaya çalışmıştım. Gelecekteki meraklılar için de bugün yazdıklarımız bu işlevi görecektir....
Devamını Oku
  0 yorum

PİR SULTAN'DAN NAZIM'A

tahtapod-nazm-iin
Hep düşünürüm, ama en çok üç haziranda... Nazım Usta'nın ölüm yıl dönümünde… Neden kendi vatanında değil de başkalarının vatan toprağında yattığını… Neden vatanına, çocuğuna, ailesine hasret, başka birilerinin vatan toprağında göçüp gittiğini… Vatan haini yaftası yapıştırılmıştı değil mi? Komünistti çünkü! Kuvay-i Milliye Destanını yazan bir şair nasıl olur da vatan haini olabilir? … "Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar ince, uzun bacakları...
Devamını Oku
  0 yorum

İSİMLER BAYRAK GÖSTERMEDİR

levha

LEVHALARINIZI GÖSTERİN KİM OLDUĞUNUZU SÖYLEYEYİM

Yabancı bir memlekete giderseniz gözünüze hemen çarpacak şeyler tabelalar ve isimlendirmelerdir. Bir bakarsınız ki neredeyse bütün tabelalar, levhalar, reklam afişleri o ülkenin dilindedir. Hemen akla gelebilecek soru şudur: Herhangibir Avrupa ülkesinde başka dilden tabela oranı yüzde kaçtır acaba? Fransa, Almanya, İtalya Avusturya ve diğer irili ufaklı memleketlerde mutlaka bir çalışma yapılmıştır. Yalnız o çalışmaları görmeden de fotograf ve filmlere bakarak doğruya yakın bir fikir edinebiliriz.

Ben bu tarz bir incelemeyi yaptım. Sonuç az çok bildiğim gibiydi: İsimler bayrak göstermedir

A.Yağmur Tunalı
Devamını Oku
  0 yorum

OZAN’IN GEÇMEZ GÖNÜL YANIĞI

Türk'ün hayatında ozanlık ayrı bir yerdedir. Ozanlar, Tanrı'nın dil bağışladığı kimselerdir. Görünenin arkasındaki görünmeyeni görecek gözle, bilinenin arkasındaki bilinmeyeni bilecek özel bir zihin ve ruhla donatılmışlardır. Biz onları bu yaradılış imtiyazıyla kabul eder, anlar ve severiz. Kamlık dönemlerinden beri kutsal bir merkezle temasta bulunduklarına dair köklü anlayışımıza her zaman bağlı kaldık. İslamlıktan sonra değişen bir şey yoktur. Sadece yeni inanışa göre şekillenmiştir. Türk Müslümanlığıiçinde tesviye edilmiş, kavramları değişmiş, kutsalla ilişkisi değişmemiştir. Bunun için Türk'ün mistik karakterini en güzel onlar yansıtırlar.

Şimdi çok kullandığımız "saz şairleri" tabiri bizde yenidir. Batılılaşma döneminde tercüme yoluyla girmiş ve sıkça kullanılmış bir kavramdır.Bizim dilimizde onlar "âşık"lardır. Okumuşun dilinde de halkın dilinde de öyledir. İstanbul'da çok rağbet edilen kahveleri vardır. Semâî Kahveleridaimî konser salonlarıdır. Sözün sohbetin derinleştiği, ruhların cilâlandığı mekânlardır.

Devamını Oku
  0 yorum

​İSLAMİLİK ENDEKSİ VE TÜRKİYE 

Amerika Birleşik Devletleri'nde İran asıllı akademisyen Hüseyin Askari'nin kurduğu İslamilik Vakfı tarafından 2015 yılından beri bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışma ile devletlerin İslami esaslara göre işleyişi ele alınıyor. Bu yıl yapılan araştırmada Türkiye hiç de iç açıcı olmayan bir noktadır.  Türkiye bir önceki yıla göre 14 sıra birden düşerek 153 ülke arasından 95. sıradadır. Peki İslamilik Endeksi nasıl hesaplanıyor? İslamilik Endeksi, devlet yönetimindeki uygulamaların İslami değerlerle uygun olup olmadığını inceliyor. Çalışmayı yürüten araştırmacılar, endeksi sadece nüfusunun büyük kısmı Müslüman olan ülkelerle sınırlı tutmuyor. (Hristiyan ülkeler de bu çalışmanın içerisin...
Devamını Oku
  0 yorum